Tüm göz Eş anlamlılar
Kinaye Eş anlamlılar: başvuru, söz, dolaylı, ima, ima, öneri, gösterge, ipucu, öneri, alıntı, tırnak, atıf, illüstrasyon, örnek.Kindar Eş anlamlılar: intikamcı, kindar, kötü niyetli, misilleme, affetmez, unmerciful, acımasız, intikamcı, acı, seviyesiz, amansız, amansız, pitiless, hardhearted, cezalandırıcı.Kindhearted Eş anlamlılar: yufka, zarif, insana ilişkin, sempatik, yararlı, cömert, saygılı, hoşgörülü.Kindle Eş anlamlılar: heyecanlandırmak, teşvik, animasyon, kışkırtmak, uyandırmak, uyandırmak, tahrik, kışkırtmak, uyandırmak, tahrik, karıştırmaya, kışkırtmak.sıcak, hızlandırmak, kızdırma, yangın,...Kinetik Eş anlamlılar: dinamik, hareketli, enerjik, dinç, güçlü, aktif, mobil, güdü, hareketli.Kinik Eş anlamlılar: kuşkucu, kötümser, misanthrope, scoffer, faultfinder, sneerer, eleştirmen, kötüleyicisi, censurer, carper, caviler, castigator, hümeze.Kınıyoruz Eş anlamlılar: doom, cümle, mahkum, adjudge, lanet olsun.kınama, suçlama, kınamak, kötülemek, saldırı, azarlamak, pillory, reprehend, eleştirmek, azarlama, reprobate.pişmanlık, ağıt, üzülme, rue,...Kıpır Eş anlamlılar: kıvrılma, yaygara, seğirme, üzülmek, ısınıyor, sıyrılmak, keman, değişimi, çalkala, bustle.Kıpırdamak Eş anlamlılar: itmek, itmek, sürücü, itmek, hareket, itme.itme, itme, dürtü, ivme, destek, dürtmek, dirsekle dürtmek, başlangıç, tahrik, impulsion, bunt, dürtükleme.dürtükleme, dirsek, sarsıntı,...Kıpırdatmak Eş anlamlılar: seğirme, sıyrılmak, büküm, waggle wag, çalkala, titremeye, sallamak, titreme, çarpıntı, titreme, kıvrılma.sıyrılmak, büküm, seğirme, waggle, çalkala, wag, sallamak, çarpıntı,...Kır Eş anlamlılar: grimsi, gri, salt-and-pepper, ağaran, beyaz eğimli, ağarmış, gümüş, gri saçlı, leadenhued.pislik, kiri, muck, pislik, çamur, çamur, toz, kurum, leke, leke.toprak, toprak, toprak, zemin,...Kir Ucuz Eş anlamlılar: ucuz.Kira Eş anlamlılar: delik, yarık, gözyaşı, hasar, rip, kusur, ponksiyon, yarık, tatter, yarık, kaçak, diyafram, perforasyon, yuvası, lacuna.kira, izin, devren kiraya vermek, sublease.izin, kiralama, ödünç,...Kira Kontratı Eş anlamlılar: dizginlemek, urgan, kravat, tutun, başıboş, kaldırım, onay, geri tutun, bağlama, snub.kurşun, çizgi, tanga, halat, urgan, dize, başıboş, kısıtlama.Kiracı Eş anlamlılar: kiracı, kiracı, lizinqverənlə, subtenant, alt kiracı, leaseholder, işgalci.yatılı, pansiyoner, kiracı, kiracı.leaseholder, kiracı, işgalci, adamı, aile reisi, yerleşik.Kiralık Eş anlamlılar: istihdam, meşgul, korumak, almak, kiralamak, kira, bespeak, charter, tayin, koyun.Kırbaç Eş anlamlılar: kırbaç, dövmek, kırbaçlamak, thrash, horsewhip, kirpik, kamçılamak, kamışı, huş, geçiş, kürek, swinge, welt, grev, yenmek, thwack, patlat.teşvik, kışkırtmak, eşya, ter, hak, itmek,...Kırbaçlanan Eş anlamlılar: dayak, dayak, kırbaçlama, yalama, spanking, dayak, birching, flagellation, bantlama, scourging.Kırdı Eş anlamlılar: yoksul.Kireçli Eş anlamlılar: kretase, ufalanan, kayrak, tozlu, toz.soluk, wan, dişbudak, beyaz, ağartılmış, boz.Kırgın Eş anlamlılar: kızgın, zarar, yaralı, üzgün, kızgın, kırgın, piqued, acı, seviyesiz, içerlemiş, çileden, bıkkın, provoke, boğaz.Kiri Eş anlamlılar: kir, kurum, pislik, leke, toprak, kurum, smear, toz, pislik.Kırık Eş anlamlılar: çatlamak, sonu, yarık, ihlali, bölünme, split, fissür, aradan, bucak, açılış, boşluk.boyunları bükük, ezilmiş, ezilen, siyah, istismar, boyun eğdirilmiş, azaltılmış,...Kırıklığına Eş anlamlılar: hayal kırıklığı, disillusion, başarısız, âciz, kısa sonbahar, tasfiye etmek, folyo, düşürmek, eskiden, inat, ihanet.Kırıklık Eş anlamlılar: halsizlik, bitkinlik, languor, zaaf, halsizlik, enervation, bitkinlik, yorgunluk.tedirginlik, huzursuzluk, sinirlilik, yabancılaşma, kaygı, endişe, huzursuzluk, hoşnutsuzluk, angst,...Kırılgan Eş anlamlılar: sert, tumturaklı, gergin, sıkı, kuralcı, kesin, aşırı, sert, katı, boyun eğmez.kırılgan, zayıf, hassas, kırılır, kırılabilir, shatterable, öğütme, kayrak, splintery,...Kırılır Eş anlamlılar: kırılgan.Kırıntı Eş anlamlılar: bit, lokma, parça, lokma, hurda, parçası, tahıl, sliver, parçalayıp, kayma, makasla kesme, kıymık, kapmak, nip, çimdik, çizgi, leke, kurulamak.Kırıp Eş anlamlılar: yok.Kırışık Olmayan Eş anlamlılar: pürüzsüz.Kırışıklık Eş anlamlılar: kırışık, ezilme, büz, kat, rumple, krinkıl, karık, sırt, oluk, oluklu.kırışıklık, çökmek, zaman, çanta, rumple, krinkıl, karık, dalgalandırmak, pas geçin.marifet.Kırlangıç Eş anlamlılar: yemek, içmek, tüketmek, yemesinden, yudum, yemek, öğrenmek, aşağı, genelinde, sindirmek, ingurgitate, cıvata.tahammül, acı, tahammül, mide, katlanmak, çekmek, ile ayı, kabul, uymak, için stand.Kirlenme Eş anlamlılar: katıştırma, kirlenme, kirlilik, kirlilik, kusur, leke, bozulma, debasement, yolsuzluk, vitiation, enfeksiyon.Kirleten Eş anlamlılar: faul, kontamine, befoul, toprak, bulaştırmak, zehir, kararma, kirli, lekelemek.etmek, kirletmek, saygısız, değerini düşürmek, bozmak, debauch, sully, besmirch, aykırı, onursuzluk, sapık.Kirletici Eş anlamlılar: kirletici, kirlilik, effluvium, adulterant, pislik, kir, pislik, çamur.