Tüm göz Eş anlamlılar
Yarış Eş anlamlılar: insanlar, hisse senedi, doğurmak, kabile, türü, sınıf, tür, grup, etnik grup, bölünme, klan, soy, soy, aile, babalık, nesil.yarışma, iddia, vie, rekabet, koşmak, çizgi, ders, acele,...Yarışma Eş anlamlılar: iddia, gayret, rekabet, vie, mücadele mücadele, anlaşmazlık, tartışma, sorun üzerinde.mücadele, çatışma, tartışma, karşılaşma, meydan okuma, maç, rekabet, anlaşmazlık, bağımsız...Yarışmacı Eş anlamlılar: rakip, giriş, giriş, katılımcı, yarışmacı, aday, savaşçı, rakip, rakip.yarışmacı.Yas Eş anlamlılar: olgunlaşmak, mellow, olgun, büyümek, geliştirmek, beslemek, sezon, hava, giymek.ömür boyu, varlığı, süresi, üretimi, dönemi, yıl, dönem, hayat, kez, ölçüde, devir, yayılma.sahne,...Yasa Eş anlamlılar: yasa, yönetmelik, yönetmelik, prescript, kural, kararname, hareket, ferman, mevzuat, kararname.Yasa Dışı Eş anlamlılar: yasa dışı, geçersiz, yasak, kanunsuz, yasak, yasalara aykırı, yetkisiz, dava, lisanssız, anayasaya aykırı.Yasadışı Eş anlamlılar: yasalara aykırı.unlawfulness, illicitness, muameleri, suçluluk, görevi kötüye kullanma, kötülük, yanlış, suç, suç, ihlali.yasa dışı, yasadışı, yanlış, ceza, kasıtlı, kanunsuz,...Yasağı Eş anlamlılar: engel, kısıtlama, önleme, kısıtlama, blok, onay, başıboş, bariyer, seni, dışlama, olumsuz.yasak, yasak, ambargo, disallowance, veto, yasaklama, dava engeli, önlem, tabu, debarment, kalmak,...Yasak Eş anlamlılar: haydut, yasaklamak, interdict, korusun, debre, izin verme, kısıtlamak, yasaklamak, bastırmak, önlemek, sınırlandırma, dizginlemek.yasak, yasaklama, disallowance, yasaklama, kısıtlama,...Yasakla Eş anlamlılar: korusun, yasak, interdict, haydut, önlemek, izin verme, sınırlamak, engel, inkar, çubuk, debre, engel, kısıtlamak, engellemek, kontrol, engel.Yasaklama Eş anlamlılar: yasak.Yasal Eş anlamlılar: yasal, yasal, yasal, izin verilen, haklı, kavgalı, hukuki, hukuki, juristic, yargı, yasama, kanuni, de jure.yasal.yasal, yasal, yetkili, izin verilen, anayasa, garanti, yasal, yasal, izin verilen,...Yasalara Uyan Eş anlamlılar: governable, itaat, saygılı, uyumlu, uysal, kontrol, sorumlu, sadık, düzenli, yasal, yasal.Yasallaştırmak Eş anlamlılar: yaptırım, yetki, doğrulama, onaylama, meşru, meşrulaştırmak, garanti, reçete, emretmek, yasama, sahnelemek.Yaşam Eş anlamlılar: geçim.canlı, canlı, animasyon, mevcut, kaybolmamış, hızlı.Yasama Eş anlamlılar: kanuni, anayasa, yargı, yasama, jurisdictive, yasal, hukuki, yetkili, reçete, kabul edilebilir.mevzuat.kararnameler, emretmek, kurmak, kurmak, hareket, teşkil, geçmek, kodlamak, koymak, taslak,...Yasama Organı Eş anlamlılar: meclis, kongre, derleme, diyet, senato, ev.Yaşamak Eş anlamlılar: üzerinde oyalanmak, vurgulamak, ısrar, durmak, üzerinde thrash, ayrıntılı yazmak, ayrıntılı, tekrar.işgal, yaşamak, yaşamak, indwell, ikamet, doldurmak, ikametgahı, kiracı, köşkü,...Yaşanabilir Eş anlamlılar: yaşanabilir, hoş, rahat, uygun, tatmin edici, uygun, iyi, hoş, sürmeli, dostane, uyumlu.Yaşıt Eş anlamlılar: çağdaş.Yaslanmak Eş anlamlılar: huzur, huzur, huzur, dengeli, barış mind, kız, haysiyet, soğukkanlılık, ağırbaşlılık, istikrar, denge, özgüven, sangfroid, harika.dinlenme, uyku, dinlenme, sakin, huzur, sessiz,...Yaslanmış Eş anlamlılar: eğim, eğilim, eğilim, eğilimi, meyil, tutku, önyargı, bent, yetenek, meyil, küme, yetenek, yalın.Yaslı Eş anlamlılar: dul, yetim, yas, acı çeken, ıssız inconsolable, acılı, birleştirme, heavyhearted.kıdemli, usta, ruhani lider, baba, danışman, daldırarak.eski, gelişmiş, yaşlı, onur, saygıdeğer,...Yastık Eş anlamlılar: yastık, hassock, koltuk, yastık, doldurma, mat, tampon, pervane, vatanlarındaki, yol, dinlenme, silindir, astar, güçlendirme, destek, koltuk başlığı.yastık, mat, yastık, vatanlarındaki,...Yatak Odası Eş anlamlılar: konuğunun, odası, kadının küçük özel odası, yurt, kreş.Yatakları Eş anlamlılar: nerede olduğu, oryantasyon, yön, ders, yer, konum, okuma pusula, durum, enlem ve boylam.Yatalak Eş anlamlılar: hasta.Yatay Eş anlamlılar: düzeyi, hatta, floş, uçak, düz, secde, yaslanmış.Yatırım Eş anlamlılar: güçlendirin, yetki, hak, izin, bağışlamak, deputize, lisans, enfranchise, etkinleştirmek, temsilci, şarj, emanet, ata, emretmek, yaptırım.Yatırımcı Eş anlamlılar: bankacı, kapitalist, yatırımcı, destekçisi, broker, işletme, baron, melek, sigortacı.Yatırımlara Eş anlamlılar: iniş, düşüşünü, debasement, düşürücü, düşüş, indirgeme, ters, düşmek, damla, hak edilen ceza, mortification, aşağılama.Yatıştırıcı Eş anlamlılar: palyatif, lenitive, giderici, alleviative, yatıştırıcı, assuasive, çatlak, yumuşatıcı, teskin edici, şifa, yararlı, easeful, yatıştırıcı, dinlendirici, rahatlatıcı.Yatıştırmak Eş anlamlılar: kolaylığı, yatıştırmak, azaltmak, ılımlı, yumuşatır, hafifletmek, rahatlatmak, yatıştırmaya, mazur, sakin, sükunet, huzura kavuşturmak, yatıştırmak, dinginleşmesi.yatıştırmak,...Yatıştırmaya Eş anlamlılar: yatıştırmak, azaltmak, hafifletmek, azaltmak, azaltmak, kolaylaştırmak, yumuşatır, temper, ılımlı, pürüzsüz, yatıştırmak.sakin, sessiz, oluşturmak, huzura kavuşturmak,...Yatkınlık Eş anlamlılar: atmayın.