Tüm göz Eş anlamlılar


  • Dışarı Uyuşturucu Eş anlamlılar: çözmek, anlamaya, gidermek, hesaplamak, hesaplamak, tahmin etmek, saymak, plan, açıklamak, çözmeye, altına almak.
  • Dışarı Vermek Eş anlamlılar: yayarlar, ileri göndermek, nefes, yayın, oluşturur.duyurmaya, yayın, ilan, ilan, rapor, reklam.armağan, dağıtmak, anlaşma, ödemek, yaymak, dağılım, strew.
  • Dışarıda Bırakın Eş anlamlılar: atlarsanız, hariç, hariç, ihmal, unutmak, bakar, görmezden, göz ardı, hafif, shun, rebuff.
  • Disaridan Eş anlamlılar: jingle, ping, halka, plink, melodi, sızlamak, ting, tıklatması, çinli, ding, dingdong.tintinnabulation, melodi, halka, sızlamak, plink, tıklatması, ping, jingle, çekişmeli, ding, yarık, ting.
  • Disarrange Eş anlamlılar: bozukluk.
  • Discolor Eş anlamlılar: leke.
  • Discommode Eş anlamlılar: dileriz.
  • Disconcerted Eş anlamlılar: üzgün.
  • Disconsolate Eş anlamlılar: dertli, sıkıntılı, kederli, moralsiz, kimsesiz, melankoli, ıssız, hüzünlü, kederli, sefil, inconsolable, umutsuz.
  • Discontented Eş anlamlılar: memnun, sinirli, hoşnutsuz, hoşnutsuz, memnun, mutsuz, uyumsuz, yabancılaşmış, sefil.
  • Discoverer Eş anlamlılar: mucit, iletiyi gönderen, başlatıcı, kurucusu, öncü, yazar, mimar, yapımcı.
  • Discreditable Eş anlamlılar: itibarsız, ayıp, ayıp, aşağılayıcı, onur kırıcı, değersiz, kabahatli, kınanması gereken, aşağılayıcı, rezil, ignominious, opprobrious, skandal, aşağılayıcı.
  • Discriminative Eş anlamlılar: ayrımcılık.
  • Disgorge Eş anlamlılar: kusma.
  • Dishearten Eş anlamlılar: cesaretini, dispirit, nemlendirin, hayal kırıklığı, gücendirmek, deject, etmedim, caydırmak, faze, çizgi, inek, ezmek, düşürmek, appall, indispose, disincline.
  • Disheartened Eş anlamlılar: moralsiz.
  • Dışında Eş anlamlılar: ihmal, hariç, dışarıda bırakın, reddetmek, çubuk, ortadan kaldırmak, bakar, bahane, ihmal, görmezden, göz ardı, görevden, elide.
  • Disinterest Eş anlamlılar: ilgisizlik, unconcern, uyuşukluk, can sıkıntısı, ilgisizlik, can sıkıntısı, bezginlik, ihmal, umursamazlık, dispassion.tarafsızlık, dekolmanı, tarafsızlık, adalet, eşitlik, adalet.
  • Disiplin Eş anlamlılar: cezalandırmak, kınama, cezalandırmak, cezalandırmak, chasten, kınamak, ayıplamak, çökertmeye, düzeltmek, eleştirmek.alan, alan, konu, şube, ders, müfredat, elemanları, öğretim,...
  • Disiplinli Eş anlamlılar: otoriter.
  • Disjoin Eş anlamlılar: ayrı.
  • Disk Eş anlamlılar: discus, daire, orb, tabak, çanak, fincan tabağı, madalyon, paten.
  • Disket Eş anlamlılar: mahzun, sarkma, gevşek, kemiksiz, yumuşak, bol, sarkık, çırparak, solma, ilgisiz, sarkan, loose-jointed.
  • Dışkı Eş anlamlılar: koltuk, tabure, ayak, kamp dışkı, hassock, osmanlı.dışkı, dışkı, salgılarının, gübre, pisliği, ordure, atık, dışkı güvercin muhbir.dışkı, gübre, salgılarının, dışkı,...
  • Dişlemek Eş anlamlılar: lezzet, vim, zip, enerji, vivacity, şevk, çizgi, canlılığı, zencefil, pizzazz.daraltma, yıkmak, kırmak, çatlamak, yol vermek, başarısız, gitmek, lavabo, dışında gelmek, dağılır,...
  • Dişli Eş anlamlılar: ekipman, araçlar, arma, malzeme, gereçlerinin, ziynet, eşyalarını, cihazları, accouterment, aksesuarlar, etkileri, mücadele, malzemeleri.giydirin, koşum, elbise, kıyafet, teçhizat,...
  • Disoblige Eş anlamlılar: rahatsız, rahatsız.
  • Disport Eş anlamlılar: oyun, eğlence, boğuşma, spor, gambol, oynamak, caper, yoldaşları, varın.
  • Dispraise Eş anlamlılar: kötülemek.
  • Disproof Eş anlamlılar: tekzip, confutation, iptal, çürütme, sen, tersi, uyumludur.
  • Disputant Eş anlamlılar: antagonist.
  • Disrobe Eş anlamlılar: soyunmak, ortaya çıkarmak, kurtarmak, almak, kapalı, denude, çıplak, dökmek, doff, şerit.
  • Dışsal Eş anlamlılar: yabancı.
  • Dissever Eş anlamlılar: bölüm.
  • Dissimulate Eş anlamlılar: gizlemek.
  •