Tüm göz Eş anlamlılar


  • Düpedüz Eş anlamlılar: düpedüz, özellikle, samimi, çekincesiz, kontrolsüz, tam, tam, dinmeyen, hepinize, eksiksiz, kusursuz, doğrudan, künt, toplam erdirmek.
  • Dur Eş anlamlılar: kesinti, askıya alma, kesilmiş, engellemek, kontrol, takın, kök, kalmak, durdurmak, occlude, mantar, yakın, mühür, baraj, yapışmasına neden olabilir.ateşkes, vazgeçmek, durdurma,...
  • Durak Eş anlamlılar: kararlı, kalem, kat, kabin, bölme, hücre, kabin, standı, köşk.kaçırma, bahane, manevra, blöf, kaçamak, rusçuk, cihaz, manevra, bahane, stratagem, taktik.tutuklama, durdurmak, durdurmak,...
  • Duraklama Eş anlamlılar: dinlenme, tatil, askıya alma, gecikme, kesme, bir mola, bir nefes almak, durdurma, kadar izin, kırmak, kalmak, kes şunu, çıkın, ateşkes, durdurmak, durdurmak.dinlenme, sonu, tatil, mühlet,...
  • Duran Eş anlamlılar: uzak.
  • Durdurma Eş anlamlılar: durdurmak, ateşkes, sona, damla, bitirmek, çıkmak, vazgeçmek, kesiyorum, bırakınca, kesme, beklemeye, erteleme, ertelendi, kesinti.obstrüksiyon, engel, engel, tıkanıklık, engel, kesinti,...
  • Durdurmak Eş anlamlılar: durdurmak, ateşkes, sona, durdurma, çıkmak, durak, tutun, dinlenme, kontrol, kesme, dizginlemek, engellemek, engel, engel, askıya alma, erteleme.durdurmak, sigara bırakma, durma, duraklat, sonu,...
  • Durgun Eş anlamlılar: yine de, ayakta sabit, boşta, hareketsiz, sessiz, devre dışı, sakin, atıl, sessiz, atıl, statik.büyümek, stand, boşta, çürümek, reddetme, küçülmek, bozulmaya, uykusundan, tohum, çürüme gidin.
  • Durgunluk Eş anlamlılar: para çekme.
  • Durma Eş anlamlılar: durdurmak, durdurmak, durdurma, sigara bırakma, arıza, çıkmaz, tıkanıklık, çıkmaz sokak, cul, çıkmaz, çıkmaz, çizmek, çıkmaz.
  • Durmak Eş anlamlılar: kaçınmaya, tutarım, vazgeçmek, durduramaz, önlemek, vazgeçmek, çöp, reddetme, kendini inkar, direnmek, kapatmak için hayır demek.
  • Dürtü Eş anlamlılar: sürücü, yen, özlem, özlem, kaşıntı, dürtü, eğilim, istek, arzu, motivasyon, aciliyet.kuvvet, sürücü, kışkırtmak, teşvik, hızlandırmak, hız, itmek, itmek, tahrik, teşvik, itmek,...
  • Dürtükleme Eş anlamlılar: sarsıntı, kavanoz, çarpmak, sıçrama, sallanmak, sallamak, tremor, çarpışma.itmek, çarpmak, kıpırdamak, joggle, shake, acele, kalabalık, dirsek, omuz, polemiğe girmek, çatışma,...
  • Durulama Eş anlamlılar: temiz, temiz, aklamak, yıkama, bırakın, floş, emmek, banyo.durulayın.yıkama, yıkama, yıkama, durulama, temizlik, temizlik, emmek, banyo.
  • Durum Eş anlamlılar: tren, hazırlamak, hazır, uyarlamak, değiştirmek, kalıp, alıştırmak, alıştırmak.çıkmaz, durumu, ikilem, durum, devlet işleri, istasyon, durum, top oyunu, koşullar, spot, düzeltmek,...
  • Durum Tarihi Eş anlamlılar: kaydı.
  • Durum Tespiti Eş anlamlılar: uygulama, sanayi, assiduity, çalışkanlığı, meticulousness, azim, sebat, canlılığı, süreklilik, intentness, ciddiyet, gayret, çaba, stick-to-itiveness, azim.
  • Durumda Eş anlamlılar: kutusu, kılıf, priz, sahibi, caddy, kap, kapak, kapsül, kasa, sandık, gövde, göğüs, karton.dava, etmeden, anlaşmazlık, neden, eylem, takım elbise.bak, incelemek, keşif, araştırmak,...
  • Durumu Eş anlamlılar: rehin, söz, yemin, yemin, word, garanti, güvence, şartlı tahliye, bağlılık, avouchment.rehin, yemin, söz, yemin ederim, kefil, garanti, garanti, betroth, nişanlık, meşgul,...
  • Durunda Eş anlamlılar: terbiyesiz.
  • Duruş Eş anlamlılar: poz, duruş, tutum, taşıma, pozisyon, yatak, bir şekilde, eda.standı, açısından, bakış açısı, pozisyon, ilke, görüş, tutum, inanç, mahkumiyet, önyargı, duruş.tutum, ruh hali,...
  • Dürüst Eş anlamlılar: parasal olmayan, sadece adil, iyi niyetli, adil ve kare, tarafsız, tarafsız, ilgisiz.doğru onurlu, içten, samimi, samimi, dik, güvenilir, güvenilir, doğru frank, gerçeğe, vicdanlı, samimi,...
  • Dürüst Olmayan Eş anlamlılar: güvenilmez, hilekar, vicdansız, hain, yanlış, gölgeli, conniving, bozuk, sahte, yalan, çarpık.
  • Dürüstlük Eş anlamlılar: bütünlük, erdem, dürüstlük, high-mindedness, doğruluk, ahlak, karakter, dürüstlük, güvenilirlik, güvenilirlik, onur, prensip, incorruptibility, scrupulousness, vicdan.dürüstlük,...
  • Duş Eş anlamlılar: serpin, yağmur, kirletmek, sıçrama, sprey, tükürmek, yağmur, dökmek, düşmek.sonbahar, yağmur, yağmur, serpin, yağmurlama, coşma, sağanak, sel, acele, dalgalanma, tufan, voleybolu,...
  • Düşeriz Eş anlamlılar: çıkarma, azaltmak, götürmek, azaltmak, kaldırmak, indirim, kısaltmak, kısaltmak, soymak, ortadan kaldırmak, kısmak.
  • Düşeş Eş anlamlılar: şans, servet, kudret helvası, şans eseri, devlet kuşu, nimet, kontur şans, bul, grev, ikramiye.
  • Düşkünlük Eş anlamlılar: önyargı, partizanlık, one-sidedness, önyargı, adaletsizliği, tercih, kayırma, yatkınlık, factionalism, sectionalism, aparır, adam kayırmacılık.
  • Düşman Eş anlamlılar: düşman, rakip, düşman, antagonisti, saldırgan, rakip, yarışmacı, nemesis.düşman, düşman, antagonisti, rakip, rakip, yarışmacı, rakip, yarışmacı, savaşçı, disputant.estrange,...
  • Düşmanca Eş anlamlılar: candidly, uzak, kibirli, sevimsiz, nahoş, snob, anlayışsız, düşman, soğuk, uzak, soğuk, hasta bertaraf, soğuk, münzevi, çekilen.
  • Düşmanlık Eş anlamlılar: husumet, düşmanlık, kötü niyet, sevmediğim, husumet, nispet, spite, kötü niyet, nefret, muhalefet, kin, düşmanlık, yakalandım, nefrete, hor.düşmanlık, kin, husumet, husumet, kin,...
  • Düşmanlıklar Eş anlamlılar: savaş.
  • Düşmek Eş anlamlılar: koparmak.başarısız, daraltma, boşa, anlaşılmamak, iptal, buharlaşır, peter.tombul, kaza, thud, plop, damla, düşmek, omurga, takla, zoka, çökme.yakışmak, olmak, uygun.
  • Düştü Eş anlamlılar: seviye, kısmak, yontmak, döşeme, zemin, secde, yerle bir etmek, dümdüz, yıkmak.
  • Düşük Eş anlamlılar: yetersiz, tükenmiş, bitkin, yetersiz, seyrek, yetersiz, ince, yalın, kullanılan, harcanan, kurutulmuş kısa, harcanan, süzülmüş, tüketilen.kürtaj, ölü, prematüre...
  •