Tüm göz Eş anlamlılar
Oy Verin Eş anlamlılar: değerlendirme, sınıflandırma, sınıf, ayakta, değerlendirme, durum, sırası, yerleştirme, pozisyon, düzeyi, tayin, atama, derecesi, küre, sevk, bırakma, oranı.Oyalama Eş anlamlılar: sıkıntı, ajitasyon, dehşet, pertürbasyon, karışıklık, kargaşa, nifak, karışıklık, şaşkınlık, befuddlement, discomposure, ikilem, şaşırtma.eğlence, eğlence, saptırma, eğlence,...Oyalamak Eş anlamlılar: süslemek, ayrıntılı, abartmak, germek, süslüyor, renk, giysi, imal.Oyalanma Eş anlamlılar: amour.Oyalanmak Eş anlamlılar: dinlenmeye, ekmek, dawdle, tembellik, gecikme, oyalanmak, ertelemek, gecikme, boşta, çömlekçi, rasgele, yayılmak, yürüyün.kalır, dinlenmeye, dawdle, ertelemek, dally, dillydally, kalmak,...Oybirliği Eş anlamlılar: accord.Öykücü Eş anlamlılar: öykücü.Oymak Eş anlamlılar: delme tesisatları, deşmek, içi boş, groove, karık, dalgalandırmak, kepçe, kaz, gash, deşmek.gasp, hırsızlık, așırı, hile, dolandırıcılık, soygun.hile, fırsatçı, keski, kanama,...Oynak Eş anlamlılar: omer, canlı, oyuncu, alem, kittenish, sportif, gamesome, şen, şen şakrak.komik, şaka, kemer, nazlı, şaka, neşeli, neşeli, eğlenceli, komik, mirthful.Oynama Eş anlamlılar: idare, değiştirmesine, alter, ile onarmak, manevra, etkisi, değiştirmek.Oynamak Eş anlamlılar: vurgulamak, stres, övgü, övmek, gösteriş, vurgular, teşvik, vurgulamak, özelliği, işaret, altını çizmek için dikkat çekmek.yararlanma, yararlanmak, yararlanmak, tarafından kar,...Oynamaz Eş anlamlılar: kalıcı.Oynaşman Eş anlamlılar: ziyan, serpmek, atıcı, karışıklık, dawdle, diddl, boşta, oyalanmak, asmak poke, loll, salon, somun etrafında.Oynayanlar Eş anlamlılar: kötülemek, aşağılamak, aşağılamak, değerini düşürmek, alçak gönüllü, amortisman, iftira, leke, iftira, rezil, onursuzluk, suçlama, kınama.Oyun Eş anlamlılar: dram, gözlük, gösteri, eğlence, theatricals, performans.yarışma, yarışma, rekabet, nişan, maç, turnuva, turnuva, olay, toplantı, yarış, çatışma.rekabet, mücadele, katılmak,...Oyun Arkadaşı Eş anlamlılar: playfellow, arkadaşı, yoldaş, arkadaş, kohort, dostum, pal, oda arkadaşı.Oyuncak Eş anlamlılar: oyuncak, biblo, eğlence, oyalanmak, biblo, knickknack, gewgaw, bagatelle, eğlence, oyun.önemsememek, biblo, biblo, bagatelle, gewgaw, kibir, gimcrack, knickknack, kickshaw, oyuncak.oyuncak,...Oyuncu Eş anlamlılar: katılımcı, yarışmacı, atlet, rakip, yarışmacı, girenler.aktör.tiyatrocu, oyuncu, oyuncu, mummer, aktör, oyuncu.müzisyen, oyuncu, sanatçı, besteci, virtüözü.Oyuncular Eş anlamlılar: şirket, aktörler, oyuncular, topluluğu, sanatçılar, karakterler, suretine personae.atmak, atmak, savurmak, çizgi, adım atmak, çekmek, strew, sapan, itmek.kalıp, izlenim, desen, şekil,...Oyunculuk Eş anlamlılar: yerine, ayin, milletvekili, vekil, vekil, deputized, geçici, pro tem temsilci.Öz Eş anlamlılar: özü, kalp, damıtma, safsata, özü, ruh, çekirdek, iliği, ilik, temel.Özben Eş anlamlılar: yanlış anlamayın.Özde Eş anlamlılar: zayıflaması, erozyon, zayıflama, giyen, dağılma, azaltma, kırım, inceltme.Özdeyiş Eş anlamlılar: bildiri, pronunciamento, ferman, komut, emir, fiat, sipariş, kararname, iddia, karar, kararı, bildirimi, manifesto.Özel Eş anlamlılar: kişisel, bireysel, belirli, samimi, tuhaf, öznel, tekil, kendi, kendi kendine yeten, benzersiz.gözlerden uzak, münzevi, manastırla, odaya, emekli, izole, tek başına, uzak, içine kapanık,...Özelliği Eş anlamlılar: belirli.gariplik, yaradılış, merkezcillik, yapmacıklık, cilvesi, anormallik.hassas.özelliği.öznitelik, karakteristik, özelliği, özelliği, özellik, özellik.Özellik Eş anlamlılar: eşyalarını, eşyalarını, satın almalar, etkileri, varlıklar, emlak, sermaye, taşınır mal satışı, zenginlik, mal, kaynaklar, anlamına gelir.özellik, kalite, karakteristik, yaradılış,...Özellikle Eş anlamlılar: özellikle.özellikle, özellikle, prensip olarak, esas, özellikle, açıkça, doğrusu.kusursuz, dinmeyen, mükemmel, bariz, tam, eksiksiz, toplam, hatasız, düpedüz, niteliksiz, apaçık,...Özellikleri Eş anlamlılar: araç, kolaylıklar, yardım, kaynaklar, yollar ve yöntemler.ayrıntı, durum, hükmü, özellikle öğe, özel, aslında, deyim, boy, özellik, nokta, öğe, özelliği.Özendirmek Eş anlamlılar: yem, ikna, önderlik ediyor, baştan, çekmek, davet, büyüler, itiraz, inveigle, yem, entrika, afsunlamak, bünyeden, çizmek, çekicilik.Özenli Eş anlamlılar: uyarı, dikkatli, heedful, gözlemci, vicdani, düşünceli, düşünceli, zarif, sadık, dikkatli, saygılı, nazik, farklı, saygılı, centilmen.gayretli, çalışkan, enerjik, özenli,...Özenti Eş anlamlılar: iddiası, dolandırıcılık, gösteri, ekran, sahtecilik, yapaylık, simülasyon, fakery, sahte, hareket, taklit, tahrif, put-on.fiyaka, gösteriş, yanlış açık, dış cephe, affectedness,...Özerk Eş anlamlılar: özgür, bağımsız, kendine güvenen, kendi kendine yeterli, kendi, kurtarılmış.Özerklik Eş anlamlılar: bağımsızlık, özgürlük, egemenlik, öz kuralı, kendi kaderini tayin, özyönetim.Özet Eş anlamlılar: şekillenme, özü, modeli, örneği, güzel örneği, paradigma, prototip, madde, özü, soyut, eğlendirir, özeti, yoğunlaşma, özet, özeti, précis, özet.kısaltmak, sıkıştırmak,...