Tüm göz Eş anlamlılar


  • Paradox Eş anlamlılar: çelişki, tutarsızlık, uyumsuzluk, kendini çelişki, eşitsizlik, nifak, ikilem, ikilem, şaşkınlık, gizem, bilmece, bulmaca, bilmece, bilmece, sorun, soru.
  • Paragöz Eş anlamlılar: cimri, cimri, paragöz, cimri, niggardly, tightfisted, fakirlikten, cimri, sıkı, yakın, açgözlü, tutumlu, penny, grudging, stinting, demek.açgözlü, içine, açgözlü, alımlarıyla,...
  • Paragraf Eş anlamlılar: ideal, model, özet, tanrılaştırma, suret, sembol, örnek, standart, desen, ölçüt, temsilcisi, illüstrasyon, ders.
  • Paralel Eş anlamlılar: muadili, gibi kompleman, muhabir, çift, ikiz, çift, eşit, eşdeğer, maç, dostum.eşit, koordine etmek, tamamlayıcı, ilgili, karşılaştırılabilir, eşleştirme, benzer, gibi çift, ikiz,...
  • Paralı Eş anlamlılar: zengin, zengin, zengin, varlıklı, iyi kapalı, well-to-do, solvent, floş, topuklu, yüklü.işe, para, satın aldı.açgözlü, rüşvet alan, paragöz, materyalist, çıkarcı, bozuk,...
  • Paralytic Eş anlamlılar: immobilize, palsied, paretic, güçsüz, hareketsiz, nonambulatory.iktidarsız, etkin olmayan, sersem, hissiz, şaşkın, hayrete düşmüş.
  • Parametre Eş anlamlılar: kılavuz.
  • Paramount Eş anlamlılar: her şeyden önce asıl, baş, ana, önde gelen, en yüksek, en büyük, baskın, önde gelen, overruling, üstün, yüce, kangurular, sıralama, parlak, kardinal, birincil.
  • Paramparça Eş anlamlılar: kırmak, patlama, parçası, patlayabilir, titreme, içe doğru kırık, şut, kadar pop, kıymık, crack, crumble, kaza darbe.yok, berbat, zarar, yıkmak, zayıflatmak, geri, batık, tahrip, şok,...
  • Paranoiac Eş anlamlılar: paranoid.
  • Paranoid Eş anlamlılar: şüpheli, yabancılara, paranoiac, korkulu, dikkatli, endişeli, gergin.
  • Parantez Eş anlamlılar: kenara.
  • Parapet Eş anlamlılar: bariyer, breastwork, burcu, barikat, mazgallı siper, siper, çit, şarampol, hafriyat, perdesinde, banka, dolgu, tampon, duvar, çit, bar, kapı.
  • Parapleji Eş anlamlılar: felç.
  • Parasal Eş anlamlılar: mali, finansal, parasal, bütçe, masraflarla, madeni paralara ait.
  • Parasal Olmayan Eş anlamlılar: fuar, sadece, evenhanded, tarafsız, objektif, ilgisiz, tarafsız, eşit, doğru zamanında onurlu, haklı.
  • Parazit Eş anlamlılar: cadging, mooching, freeloading, sponging, scrounging, leechlike, bağımlı, bloodsucking.freeloader, dilenci, sponger, hanger-on, drone, bağımlı, sülük, kan emici, cadger, deadbeat, moocher.
  • Parça Eş anlamlılar: iz.sayaç, disk, çip, belirteç, ekose desenli, şekil, çini.bölümü, kesir, bölüm, parça, shard, splinter, segment, çip, kelepir, örnek, bölünme, taksit.ders, yol, yörünge, iz, uyku...
  • Parça Parça Eş anlamlılar: yavaş yavaş, adım adım, artan, kademeli, düzensiz, bölük pörçük, sivilceli, kısmi, kesintiye, kesik kesik, birbirinden farklı, düzensiz.
  • Parçacık Eş anlamlılar: bit, parça, hurda, leke, iz, akar, zerre, zerre, lokma, madde, parçası, kesimi, kesir, bölüm, bölümü, alt, az miktar, en az.
  • Parçalamak Eş anlamlılar: sıkıntı, hareket, sıkmak, zarar, bıçak, ızdırap, rahatsız, üzgün, korkutur, sadden.gözyaşı ayrı, ayrık, bölüm, kırmak, parça, çekin, anahtarı, sunder, rive, paramparça, sever, ayırmak, çatlak.
  • Parçalanır Eş anlamlılar: kıracak, darmadağın, ayırmak, parçalamak, ayrıştırılması, çürük, geçiyoruz, aşındırmak, çürümeye, ezmek.
  • Parçası Ile Eş anlamlılar: vazgeçmek, vazgeçmek, verim, teslim, render, vazgeçmek, vermek, terk, feragat, kurban, damla, feragat, atın.
  • Pardon Eş anlamlılar: af, bahane, yayın, görevden alınması, feragat, remisyon, beraat, muafiyet, hâlinde, exculpation, tazminat, ibra, af.affet, özür, affetmek, absolve, yayın, akıntı, havale, reprieve, acquit,...
  • Pare Eş anlamlılar: döşeme, kesip, kuru erik, klip, kırpma, şerit, rıhtım, lop, soyma, ortadan kaldırmak, kısmak.
  • Parfüm Eş anlamlılar: koku, koku, koku, nefes, nefes, buket, koku, koku, redolence, sızıntı, nosegay, tütsü, özü, aromatik, attar.
  • Parıltı Eş anlamlılar: ışığı, kızdırma, parlatıcı, flaş, ışıltı, ışın, kiriş, ışıltı, glitter, titreme, kıvılcım, çizgi.flaş, ışıltı, ışığı, kızdırma, ışın, kiriş, ışıltı, parlatıcı, glitter, titreme, kıvılcım, çizgi.
  • Parite Eş anlamlılar: eşdeğerlik, eşitlik, denge, par, benzerlik, aynılık, parallelism en büyük ölçüde, yazışma, karşılaştırma, benzerlik, yaklaşım, simetri, benzetme.
  • Park Eş anlamlılar: yeşil, ortak, bahçesi, kare, plaza, muhafaza, gerekçesiyle, alan, çim, çayır, quadrangle, dört.rezervasyon, rezerv, korumak, kutsal, kovalamaca, aralığı, park alanı, ormanlık, woods,...
  • Park Alanı Eş anlamlılar: park.
  • Parlak Eş anlamlılar: parlayan, pırıl pırıl, parlak, cilalı göze batan, glary, parlak, parlak, parlak, güneşli, parlak, güneşli, parlayan, parıldayan, parlayan, e, aydınlık.badana, gizlemek, renk, tahrifat,...
  • Parlaklık Eş anlamlılar: mükemmellik, parlak, ayrım, görkem, zafer, hak, şöhretli, onur, ünlü, itibar, ünlü, çizgi, yetenek, gösteriş, elan, éclat.sheen, parlak, glitter, glisten, aydınlık, parlaklık,...
  • Parlama Eş anlamlılar: tinsel, gaudiness, kamuflaj, flashiness, tawdriness, spangle.scowl, dik dik, glower, kaşlarını, bakışları, düşük, sabitleştirmek, düzeltmek.kamufle, yangını, parlatıcı, flash, mercek...
  • Parlatıcı Eş anlamlılar: excel, yıldız, kurşun, öne, üstün, kule, outclass, aşması, güneş tutulması, aşmak.ışık, parlaklık, parlaklık, pırıltı, pırıltısı, twinkle, parlama, ışıltı, phosphoresce,...
  • Parlay Eş anlamlılar: artırmak, büyütmek, uzatmak, çoğaltmak, inşa, piramit, ticaret, yararlanmak, istismar yararlanmak, kullanmak, yönetmek, işlemek.
  •